12 İMAM

Alevilerin Hürmet Ettiği 12 İmam Kimlerdir?

 

Biz bu bölümde ilk önce 12 İmamları isim sırasına göre şematik olarak vermek ve daha sonra ise kısaca tanıtmayı amaçlıyoruz.

12 İmamlar Cetveli

(Verilen yılların tümü hicridir.)

Hicri takvim Hz. Muhammed’in hicretini esas alır, buda Miladi 622 yılıdır)

İsmi                                Doğduğu Tarih                Yaşama Müddeti

1. İmam Ali

Hicret’ten 23 sene evvel

63

2. İmam Hasan (Hz. Ali’nin oğludur.)

Hicret’ten 3   sene sonra

47

3.   İmam Hüseyin ( Hz.  Ali’nin oğludur.)

Hicret’ten 4 sene sonra

57

4.   İmam Zeynel Abidin (Hüseyin’in oğludur)

Hicret’ten 38 sene sonra

58

5.   İmam Muhammed Bakır (Zeynel Abidin’in oğludur)

Hicret’ten 57 sene sonra

60

6.   İmam Cafer-i Sadık ( Muhammed Bakır’ın oğludur)

Hicret’ten 80 sene sonra

68

7.   İmam Musa-i Kazım (Cafer-i Sadık’ın oğludur)

Hicret’ten 127 sene sonra

59

8.   İmam Ali-yyür Rıza  ( Musa-i Kazım’ın oğludur)

Hicret’ten 153 sene sonra

65

9.   İmam Muhammed Taki (Ali-yyür Rıza’nın oğludur)

Hicret’ten 195 sene sonra

25

10. İmam Ali-yyün Naki ( Muhammed Taki’nin oğludur)

Hicret’ten 214 sene sonra

40

11. İmam Hassan-ül Askeri ( Ali-yyün Naki’nin oğludur)

Hicret’ten 231 sene sonra

29

12. İmam Muhammed Mehdi ( Hassan-ül Askeri’nin oğludur)

Hicret’ten 255 sene sonra

Gabubet[1]

İmam Muhammed Mehdi’nin gayb(sır) olduğuna, günün birinde gelip dünyada adaleti sağlıyacağına inanılır.

12 İmamlar, Hz. Ali ile başlayarak İmam Mehdi ile son bulur. Hepsi Ehl-i Beyt’in soyundandır. Alevilere göre İmamların soyu İmam Muhammed Mehdi’ye kadar kesintisiz devam etmiştir. Muhammed Mehdi’nin sır olmasıyla birlikte sayısı böylece 12’de kalmıştır. Her İmam’ın birden fazla çocuğunun olmasına karşın yalnız içlerinden bir tanesi İmam olmuştur. İmam olarak her zaman en âlimini ve yetkinini seçmişlerdir. Bu da gösteriyor ki hak eden, bilgi ve olgunlukta en üst noktaya ulaşan kişi, bir seçim sonucu ancak imam olabilmiştir. İmamet Alevi geleneğinde çok önemlidir. Alevi Dedeleri soylarını 12 İmamlara dayandırırlar. Seyyid olduklarını söylerler. Burada şu hususu da kısaca açıklamakta fayda görüyoruz: Aleviler Hz. Hüseyin’in soyundan gelenlere “Seyyid”, Hz. Hasan’ın soyundan gelenlere ise “Şerif” derler. Fakat zaman içinde bu kavramları içine alan “Ehl-i Beyt” sözcüğü daha yaygın ve kapsamlı bir halde günümüzde kullanılmaktadır. Bundan sonraki kısımda ise 12 İmamları kısaca tanıtmaya çalışacağız. Bunu yaparken Alevilerce yine çok sevilen ve büyük ilgi görmüş yazarlardan biri olan A. Celalettin Ulusoy’un “Hünkâr Hacı Bektaş Veli ve Alevi Bektaşi Yolu” isimli eserinden faydalanacağımızı belirtelim.

 

İmam Ali ( 598–661 Miladi takvime göre)

Hz. Ali ile ilgili önemli bilgileri daha öncede vermemize rağmen, burada 12 İmamlar bağlamında tekrar anımsamakta fayda görüyoruz. Hz. İmam Ali Haşimiler kabilesinden olup, Ebu-Talib’in oğludur. Zaten Hz. Muhammed’i İmam Ali’nin annesi olan Fatima büyütmüştür. Hz. Muhammed ona ikinci annem diyerek büyük saygı göstermiştir. Hz. Peygamber’in eşi Hatice’den sonra İslam’ı ilk kabul eden kadındır. Hz. Muhammed’in babası Abdullah vefat ettikten sonra, amcası Ebu-Talip Peygamberi yanına alıp himaye etmiştir. Hz. Ali ile Hz. Muhammed yaşamlarının büyük bir bölümünü birlikte geçirmişlerdir. Hz. Muhammed daha sonraları İmam Ali’yi kızı Hz. Fatima ile evlendirmiştir. Bu evlikten Hasan, Hüseyin, Zeynep ve Ümmü Gülsüm adlarında dört çocuğu olmuş ve peygamberin soyu bu yolla devam etmiştir. Hz. Muhammed’i ilk kabul eden erkek Hz. Ali olmuş, peygamber “Ali benim kardeşimdir, ben kimin mevlası isem Ali’de onun mevlasıdır demiş“, hiç kimseye göstermediği güveni ona göstermiş, en önem verdiği işlerin yapılmasını Ali’ye havale etmiştir.

İmam Ali, inancından, hak ve adaletten ömrü boyunca tek bir ödün vermemiştir. Bilgisi, tevazu hayırseverliği gelmiş geçmiş hiç bir insana nasip olmamıştır. Güçlü ve sarsılmaz bir ahlak anlayışına sahip olan İmam Ali, aynı zamanda örnek bir aile reisi de olmayı başarmıştır[2]

Alevilere göre Hz. Ali velayet makamının sahibidir. Risalet Hz. Muhammed ile son bulduktan sonra, gerçek manada dini anlatmak ve yaşamak Hz. Ali’nin öncülüğünde olmalıydı. Aleviler söylencelerinde Hz. Muhammed ile Hz. Ali’nin aynı nurdan yaratıldığını söylerler. İkisini birbirinden ayrı düşünmezler. Edebiyatlarına bakıldığında ise çoğu zaman, sanki tek bir insanmış gibi işlendiğini görürüz. Muhammed- Ali’nin nuru konusu, sıkça Alevi edebiyatına yansımış ve çeşitli tasavvufi akımların, yani İslam mistisizminin de bir öğesi olarak yazınlara geçmiştir.

İmam Hasan   (624–671 Miladi takvime göre)

            Hz. İmam Hasan, Hz. Ali ile Hz. Fatıma’nın evliliğinden doğan ilk oğlan çocuğudur. Hasan ismini Hz. Peygamber koymuştur. Hz. Muhammed Ali’ye: “sen Musa’ya nispet Harun menzilindesin” demiştir. Bu nedenle, Harun’un oğlu “Şeper” ‘in adını Ali’nin çocuğuna koymuştur. Hasan, süryani dilindeki Şeperin karşılığı oluyordu. Hz. Muhammed “oğullarım” dediği Hasan ve Hüseyin’i çok severdi. Hz. Peygamber birçok defalar “Allah’ım ben Hasan’ı seviyorum, sende sev ve seveni de sev” demişti. İmam Hasan Sıffın savaşında babasının yanında idi. Hüseyin’le birlikte fiilen savaşa katıldıklarını gören Hz. Ali: “Tutun şunları! Ben bu ikisiyle soluk alıyorum, şehid olurlarsa Rasullullahın nesli kesilir” diyerek, onları savaş alanından çıkartmıştı. Hz. Muhammed’in soyu, oğlan çocukları yaşamadığı için, kızı Fatima`dan devam edecekti. Ali’den ve Fatima’dan gelen torunları bu açıdan çok önemliydi. “Benim tertemiz soyum kıyamete kadar sürecektir” anlamındaki sözünü, Ali Sıffın’da doğrulatmıştır. Hz. Ali kendinden sonra İslam’ın imamlığının Hasan’a intikal edeceğini bir vasiyetname ile bildirmiştir.[3] Hz. Hasan daha sonraları Muaviye’nin bin bir türlü hileleriyle mücadele etmek zorunda kalmıştır ve zehirletilerek hayatına son verdirilmiştir.

İmam Hasan, Ehl-i Beyt’e uygulanan haksızlıkları kısmende olsa azaltmak umuduyla, Muaviye ile bir anlaşmaya gitmesine rağmen bunda başarılı olamamıştır. Çünkü Süfyaniler ve Mervanilerin intikam hırsı, güce ve paraya tapmaları, anlaşmaları hiçe sayabiliyordu. Adalet kavramı, sözü edilen Emevi yöneticilerinin vicdanında maalesef yoktu. Tarihi kayıtlar Ehl-i Beyt’e yapılanları ve bu acımasız zihniyeti açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

İmam Hüseyin (625–682 Miladi takvime göre)

            Alevi-Bektaşiler için İmam Hüseyin’in isminin geçtiği yerde adeta akan sular durur. Onun Yezid’e ve haksızlığa karşı verdiği şerefli mücadele, Alevilerin inanç dünyasında en saygın yerini almaktadır. İmam Hüseyin, Hz. Ali ile Hz. Fatima’nın ikinci oğludur. İsmini dedesi Hz. Peygamber koymuştur. Hüseyin, Süryani dilinde “Şibbir” in Arapçadaki karşılığıdır. Hz. Muhammed İmam Hüseyini çok severdi. Evlerinin önünden geçerken, Hüseyin’in ağladığını duyduğunda kızı Fatima’yı çağırarak “Hüseyin’i niçin ağlatıyorsun? Onun ağlaması beni incitir” dediği çok duyulmuştur.[4] Fakat buna karşın Muaviye’nin oğlu Yezid Kerbela’da Hz. Hüseyin’i ve beraberindekilerini şehid etmiştir. Kerbela faciasından sadece hasta olan, İmam Hüseyin’in oğlu Zeyne’l- Abidin kurtulmuştur.

İmamet ancak böylelikle devam etmiştir. Alevilerin çoğu İmam Zeyne’l Abidin’in kurtuluşunu şükran orucu tutarak anımsarlar. İmam Hüseyin’i ve Kerbela olayını daha sonra ayrıntılı işleyeceğiz.

İmam Zeyne’l – Abidin (658–714 Miladi takvime göre)

            Kerbela faciasından kurtulan ve imametin devamlılığını sağlayan İmam Zeyne’l – Abidin’dir. Babası İmam Hüseyin annesi ise Şehribanu’dur. Birden fazla oğlu olmasına rağmen imamet büyük oğlu İmam Bakır ile yürümüştür. Son derece alim bir kişiliğe sahip olan İmam Zeyne’l-Abidin’e, çağının bilginlerinin sıkça başvurdukları, bir ilim otoritesi olduğunu tarihi kaynaklar yazmaktadır. Son derece paylaşımcı bir kişiliğe sahip olduğunu ve yemeklerini yoksul çocuklarla birlikte yediğini ve kem sözden kaçınan, alçak gönüllü bir kimse olduğunu yine tarihi kaynaklar kaydetmiştir.[5]

İmam Muhammed Bakır (676–735 Miladi takvime göre)

Sürekli ilim ile meşgul olmuş olan İmam Muhammed Bakır, İmam Zeyne’l-Abidin ile İmam Hasan’ın kızı olan Fatima’ın oğludur. Kendisine Bakır lakabı, “geniş bilgi sahibi” olduğunu belirtmek için verilmiştir. Çağında yaşayan bilginler, sözlerini doğrulamak için, “Muhammed Bakır böyle söyledi!” demekle yetinirlermiş. İmam Muhammed Bakır’ın birden fazla çocuğu olmasına rağmen, imamet, büyük oğlu Cafer-i Sadık’ile yürümüştür.[6]

İmam Cafer-i Sadık (699–765 Miladi takvime göre)

Kişiliğiyle, bilgisiyle ve düşünceleriyle bir deha olan İmam Cafer- i Sadık 12 İmamların en tanınmışlarından biridir. Babası Muhammed Bakır, annesinin ismi ise Ümmü-Ferve’dir. İmam Caferi Sadık’ın yaşamı boyunca bütün gayreti, dağılmış olan İslam inancını toparlamak, Ehl-i Beyt yolunu korumak ve savunmak olmuştur. Kendisinden sonra imamet, oğlu Musai Kazım’a geçmiş ve yürümüştür.[7] İmam Caferi Sadık’a atf edilen “Buyruk” isimli kitap Alevi inancında çok önemli bir yere sahiptir. Alevi yolunun nerdeyse bütün uygulamaları ve terminolojisi Buyruk kaynaklıdır.

İmam Musa Kazım (745–799 Miladi takvime göre)

            İmam Musa Kazım’ın en büyük özelliği alçak gönüllü olması ve halkın dertleriyle yakından ilgilenmesiydi. Babası İmam Caferi-Sadık, annesinin ismi ise Hamide’dir. İmamı Musa Kazım’ın birden fazla oğlu vardı.[8] 12 İmamları kabul eden bütün inanç grupları, Alevi-Bektaşiler dâhil, İmametin Ali-Riza’ya devir edildiğine inanırlar.

İmam Ali Rıza (770–818 Miladi takvime göre)

İmam Ali Rıza’nın Babası Musa Kazım, annesi ise Mersiyye’dir. İmam Ali Rıza’nın bir erkek çocuğu olmuştur. Böylece İmamet, Ali Rıza’nin oğlu Muahmmed Taki ile devam etmiştir.[9] Erdemli bir yaşam süren İmam Ali Rıza Ehl-i Beyt yolunu sürdürebilmek için yaşamı boyunca büyük çaba harcamıştır.

İmam Muhammed Taki (810–835 Miladi takvime göre)

İmam Muhammed Taki, İmam Ali Rıza’nın ve annesi olan Sebike’nin oğludur. Çok genç yaşlarda vefat etmiştir. İmamet, oğlu Ali Naki’ile yürümüştür.[10] Muhammed Taki’nin zehirlenerek öldüğü yönündeki iddalar ağırlıktadır.

İmam Ali Naki (829–868 Miladi takvime göre)

İmam Ali Naki’nin Babası Muhammed Taki, annesi ise Semanet’dir. İmamlığı Abbas oğulları dönemine denk gelmiştir. Bilgin ve âlim bir kişiliğe sahip olan imamın, İslam hukuku ili ilgili görüşleri, daha sonraki nesilleri de etkilemiştir.[11] İmameti ondan sonra oğlu Hasan Askeri yürütmüştür.

İmam Hasan Askeri (846–873 Miladi takvime göre)

Babası İmam Ali Naki, annesi ise Selil’dir. İmameti Babası gibi Abbas oğulları dönemine denk gelmiştir. İmam bir süre gözaltında da tutulup zindana da konmuştur.[12] Oğlu, Muhammed Mehdi ile de imamet son bulmuştur.

İmam Muhammed Mehdi (868- Miladi takvime göre)

İmam Muhammed Mehdi 12nci ve son imamdır. Babası İmam Hasan Askerinin ve annesi olan Mercis Hatunun tek oğludur.[13] Hayatı ile ilgili bilgiler çok kısıtlıdır. Aleviler Muhammed Mehdi’nin sır (Gayb) olduğuna ve bir gün gelip dünyada adaleti sağlayacağına inanırlar. İmam Muhammed Mehdi insanların adalet umudu haline dönüşmüştür. Haksızlığın ve umutsuzluğun egemen olduğu, maddi hırs ve güce tapınmanın ve onun esiri olmanın yanında, bir umut ışığı niteliğini taşımaktadır.

On İki İmamların Alevi Edebiyatına Yansıması / Örnekler

Aleviler, 12 İmamlara bağlılıklarını inançsal pratiklerine ve söylemlerinin tümüne yansıtmıştır. Onların isimlerini anmak ibadetten sayılmaktadır. Alevilerin ana kabullerinden biri olup onlara bağlılık ilkeselleşmiştir. İnançsal kimliklerinin en temel öğesini oluşturmaktadır. Bu durumun yine yol büyüklerinin eserlerinde genişçe konu edildiğini çok rahatlıkla görmek mümkündür. 12 İmamların isimlerinin geçtiği, onlara bağlılık ve sevginin ifade edildiği nefeslerden ve düvaz-imam’lardan yararlanacağız. Bundan sonra yol ulularının eserlerinden bazı örnekler vererek, konuyu daha da açıklığa kavuşturmaya çalışacağız.

Bakınız Pir Sultan 12 İmamlara bağlılığını nasıl ifade ediyor:

Alemlerin serverisin

Ah Hüseyin vah Hüseyin

Şehitlerin serdarısın

Ah Hüseyin vah Hüseyin.

 

Hasan Hüseyin’in yarı

Muhammet’in gözü nuru

Hem Ali’nin yadigarı

Ah Hüseyin vah Hüseyin.

 

Zuhur oldun imam Zeynel

Muhammet Bakır’dan evvel

Didene yanayım gönül

Ah Hüseyin vah Hüseyin.

 

İmam Cafer’dir yarımız

Musa-yi Kazim Şahımız

Budur sems ile mahımız

Ah Hüseyin vah Hüseyin

 

Ali Musa ilim hüner

Muhammet Taki el sunar

Hüseyin’im deyip yanar

Ah Hüseyin vah Hüseyin.

 

Ali Taki Hasan Asker

Muhammet Mehdi ser-defter

İmami Seyyid-i ekber

Ah Hüseyin vah Hüseyin.

 

Pir Sultan haber ver dosttan

Bülbül ötüyor kafesten

Hem gül ağlar hem Gülistan

Ah Hüseyin vah Hüseyin.[14]

Aşağıdaki şiirinde Pir Sultan 12 İmamları yine çok güzel bir şekilde işlemektedir. İlk önce Allah-Muhammed-Ali üçlemesiyle başlayıp, sırasıyla 12 İmamları anlatmaktadır:

Allah birdir Hak Muhammet Ali’dir

Anın ismin cümle alem doludur

Bu yol Hak Muhammet Ali yoludur

Gel Muhammet Ali derğahına gel.

 

Özünü arıtıp pak eyler isen

Umman budur bahri olup dalarsan

Hakk’ın didarını görmek dilersen

Gel Muhammet Ali derğahına gel.

 

Hasan’ın ismi gönlümden ayrılmaz

Şah Hüseyin diyen diller yorulmaz

Bu yolda ölene soru sorulmaz

Gel Muhammet Ali derğahına gel.

 

Şah Zeynel Abidin’in abına

Yezit sığmaz oldu derler kabına

Muhammet’in sancağının dibine

Gel Muhammet Ali derğahına gel.

 

Gel varalım imam Bakır-Oğlu’na

Uymayalım şol Yezit’in fi’line

Gel uyalım imam Cafer yoluna

Gel Muhammet Ali derğahına gel.

 

İmam Musa Kazım canlar canıdır

Ali Musa Rıza mürvet kanidir

Yarın varacağımız Hak divanıdır

Gel Muhammet Ali derğahına gel.

 

Taki bilin Naki ile buluşur

Varır Hasan Askeriye karışır

Anlara kavuşan Hakk’a kavuşur

Gel Muhammet Ali dergâhına gel.

 

Pir Sultan’ım eydür pervaz rahiden

Fetva budur çıkarırsan dilinden

Eğer aman dilerisen Mehdi’den

Gel Muhammet Ali derğahına gel.[15]

Şah İsmail Hatayi ise 12 İmamlara sevgi ve bağlılığını şu dizeler ile dile getirmektedir:

Muhammed Ali’yi candan sevenler

Yorulup yollarda kalmaz inşallah

İmam Hasan’ın yüzün görenler

Hüseyin’den mahrum olmaz inşallah.

 

İmam Zeynel’den bir dolu içtim

İmam Bakır’da kaynayıp coştum

İmam Cafer’e vardım ulaştım

Bundan özge yola sapmaz inşallah.

 

İmam Musa’dan gelen erenler

Can baş feda edip Cemler görenler

İmam Rıza’ya zehir verenler

Divanda şefaat bulmaz inşallah.

 

Bir gün olur okuturlar defteri

Şah oğlunun belindedir teberi

Uyanırsa Taki Naki Askeri

Açılan gülümüz solmaz inşallah.

 

Hatayi der bu iş bizi bitire

Özünü kata gör ulu katara

Mehdi şevki bi cihanı tutara

Şah oğluna sitem olmaz inşallah.[16]

 

Bir başka düvaz-imamda ise Şah İsmail, 12 İmamlar için şu ifadeleri kullanmaktadır:

Serime bir sevda geldi

Muhammed Ali’den beri

Yandı vucudum kül oldu

Ta kalübeli’den beri.

 

Ali’nin Fatma Kanber’i

Hırka tutunur önleri

Severim 12 İmamları

Atası pirimden beri.

 

Hasan’ la Hüseyin’i sevdim

İkrarım onlara verdim

Kafirleri bütün kırdım

Halil-ür- Rahman’dan beri

 

Zeynelabidin yolları

Açılır gonca gülleri

Bakır imamlar serveri

Severim soyundan beri.

 

Muhammed dünyaya geldi

Şu alem nur ile doldu

Hacem imamı Cafer oldu

Okuram Kur’an’dan beri.

 

Musahibim Musa Kazım

Rızaya bağlıdır özüm

Kolumda şahinim bazım

Beslerim zamandan beri.

 

Taki’den etek tutmuşam

Naki sırrına yetmişem

Askeri’den mey içmişem

Sarhoşum zamandan beri.

 

İkrarım bendi boşandı

İndi türaba döşendi

Mehdi’ den kılıç kuşandı

Bilirem zamandan beri.

 

Şah Hatayi’m Hakk’a yalvar

Sevdiğim Ali’dir server

Sorarlarsa bizi erler

Gelirem divandan beri.[17]

Kul Himmet ise 12 İmamlara ilişkin duygularını şöyle seslendirmektedir. Ayrıca bu eserinde birçok konuya ve kişiye de temas etmektedir. Hz. Fatma’dan, Kanber’den, Selman’dan, dört kitaptan, Allah ve Peygamberden söz etmektedir. Böylece değer verip sevgi duyduğu kişileri ve öğeleri dillendirmektedir:

Her sabah her sabah ötüşür kuşlar

Allah bir Muhammed Ali diyerek

Bülbül de gül için figana başlar

Allah bir Muhammed Ali diyerek.

 

Kıblemızden kısmetimiz verile

Veysel Karan gitti Yeman iline

Arıyız uçarız kudret balına

Allah bir Muhammed Ali diyerek.

 

Biz çekelim imamların yasını

İşit gerçek erenlerin sesini

İmam Hasan içti ağu tasını

Allah bir Muhammed Ali diyerek.

 

Talip olan inc’e elekten elendi

Mümin olan Hak yoluna dolandı

Şah Hüseyin ol Kanlara boyandı

Allah bir Muhammed Ali diyerek.

 

Gönül kuşun kalp evinde yuvası

Virdimize düştü Şah’ın havası

Kazım Musa Ali Rıza duası

Allah bir Muhammed Ali diyerek.

 

Kanber Selman Fatma durdu duaya

Şehriban soyundu bindi deveye

İsa kahr eyledi çıktı havaya

Allah bir Muhammed Ali diyerek.

 

İmam Zeynel paralandı bölündü

Ol imam Bakır’a yüzler sürüldü

Cafer-i Sadık’a erkân verildi

Allah bir Muhammed Ali diyerek.

 

Dört kitap yazıldı dört dine düştü

Kur’an Muhammed’in virdine düştü

Kul Himmet pirinin derdine düştü

Allah bir Muhammed Ali diyerek.[18]

Hak Aşıklarından bir diğeri olan Virani ise 12 İmamlara sevgi ve bağlılığını şöyle anlatmaktadır:

İstemem alemde gayri meyvayı

Tadına doyulmaz balımdır Ali

İstemem eşyayı verseler dahi

Kokmazam sünbülü gülümdür Ali.

 

Ali’mdir kadehim Ali’mdir şişe

Ali’m saharalarda morlu menekşe

Ali’m dolu yedi iklim dört köşe

Ali’m saki Kevser dolumdur Ali.

 

Ali vahid Şah-ı Resul kibriya

İmam Hasan Hüseyin Şah-ı Kerbela

İmam Zeynel-Aba ol sahib-liva

Büküldü kametim dalımdır Ali.

 

Muhammed Bakır’dır tendeki canım

Ca’ferüs-Sadık’tır dinim imanım

Musa-i Kazım’dır derde dermanım

Varlığım kalmadı malımdır Ali.

 

Aliyyür-Rıza’dır Şah-ı Horasan

Taki ile Naki gösterdi burhan

Hasanül-Askeri mah-i dırahsan

Yokladım talihim falımdır Ali.

 

Muhammmed Mehdi’dir sahibüz-zaman

Oniki imam’a kul oldum heman

Ma’sum-i pakandır evar-i cihan

Esarar-ı Hüda’ya alemdir Ali.

 

Virani’yem düştüm şimdi derdine

Vücudum gark oldu çile bendine

Gönül sormaz oldu kendi kendine

Söyler dehanımda dilimdir Ali.[19]

 

Hak Aşıklarının şiirlerini dikkatli okuduğumuz zaman konuyla ne kadar ilgili olduklarını rahat bir şekilde görürüz. 12 İmamlara sevgi, saygı ve bağlılık önemle vurgulanmaktadır. Verilen örneklerin tamamını 15. veya 16. yüzyıllarda yaşamış, Alevilerin de Hak Aşıkları olarak nitelendirdikleri, yol Pirlerinin eserlerinden seçilmiştir. Özellikle bahsi geçen o dönem, Alevilerin tarihinde çok kritik gelişmelerin yaşandığı bir zamandır. Çünkü Safeviler ile Osmanlı devletlerinin çekiştiği ve topluluklar üzerinde etki sağlamaya çalıştığı bir dönemdir. Anadolu Alevileri Safevilere sempati duyuyor, dolaylı ve doğrudan Safevileri destekliyordu. Kimin nerede durduğu iyice belli olmuş ve saflar iyice keskinleşmişti. Ehl-i Beyt’e bağlı yol uluları da bu durumu eserlerine yansıtıyorlardı. Osmanlının galibiyetiyle sonuçlanan Çaldıran savaşından sonra ise özellikle Alevi toplumunun üzerinde baskılar artmış, umutları kırılmış ve katliamlara maruz kalmışlardır. Toplum önderleri takip edilmiş, öldürülmüş ve aynı zamanda da yazılı kaynakların çoğu imha edilmiştir. Aleviler en zor coğrafyalara yerleşmek zorunda kalmışlar, saklanmaya, gizlenmeye zorlanmışlardır. Bütün bu sıkıntılara rağmen, yollarından ve inançlarından hiçbir şekilde herhangi bir taviz vermemişlerdir. Ehl-i Beyt’e ve 12 İmamlara her daim sevgi ve bağlılıklarını dile getirmişlerdir.

Alevi-İslam Anlayışının Vazgeçilmez Kabulü

Aleviler 12 İmamları tartışmasız bir şekilde kategorik olarak kabul ederler. İmamlara sevgi, saygı ve gösterilmesi gereken hürmet, inanç yolunun esaslarından sayılmaktadır. Bir Alevi’nin inanç dünyası 12 İmamsız düşünülemez. Cem`lerde ve diğer inançsal uygulamaların tümünde İmamlara inanç, bağlılık ve sevgi her zaman ifade edilir. Okudukları düvaz-imamlar bunun en önemli kanıtıdır. On iki İmamlardan övgüyle söz edilir ve onlardan şefaat beklenir. Aleviliğin yol uluları eserlerinde mutlaka bir şekliyle On İki İmamlara bağlılığı her zaman işlemişlerdir. Günümüzde de durum farklı olmayıp, İmamlara sevgi ve bağlılık her fırsatta dile getirilir. Ehl-i Beyt’in devamı kabul edilen On İki İmamlar bu çağda yaşamasalar bile yine de Alevilerin bir araya gelmelerine vesile oluyorlar. Gerek Anadolu’da gerekse dünyanın muhtelif yerlerinde yaşayan Aleviler kurdukları Cemevlerinde her yıl Muharrem veya On İki İmamlar orucu diye adlandırdıkları dönemde Cemevlerine dolup, taşmaktalar. Bu durum Alevilerin örgütlenmesi açısından son derece sevindiricidir. Aleviler İslamiyet’in çıkışından günümüze kadar, bütün baskı ve zulümlere rağmen, Ehl-i Beyt taraftarı olmuşlardır. Peygamber evladına hiçbir zaman ihanet etmemişlerdir. Günümüzde de On İki İmamlara bağlılıklarını, inançlarının vazgeçilmez bir ilkesi olarak görürler. İmamlara duydukları muhabbetlerini kuşaktan kuşağa aktarmaya çaba gösterirler. Muharrem ayı boyunca yaptığımız inceleme ve gözlemlerde bunu çok açık bir şekilde görme imkânımız oldu.

İmam Ali, İmam Hüseyin ve İmam Cafer-i Sadık’ın Etkin Kişilikleri ve Özel Konumları

 

On İki İmamların tümü kuşkusuz Aleviler tarafından sevilip sayılmaktadır. Fakat tarihe ve Alevi inancına bakıldığı zaman kanaatimizce İmam Ali, İmam Hüseyin ve İmam Cafer-i Sadık’ın Alevilerin nazarında özel konumlarının da olduğu göze çarpmaktadır. Biz bu bölümde adı geçen üç imamın bazı özelliklerine kısaca değinmek istiyoruz. İlk önce Şah-ı Velayet Ali ile başlayalım.

Şah-ı Velayet Ali denmesinin, Hz. Ali’nin Alevilerce Allah’ın velisi olarak kabul edilmesidir. Aleviler için bu öyle büyük bir önem taşımaktadır ki Hz. Muhammed ile Hz. Ali’nin aynı nurdan yaratıldıkları söylenmektedir. Hz. Ali’nin bilge, onurlu, ahlaklı ve adil kişiliği ona sahip olduğu statüyü kazandırmıştır. Hz. Ali Alevilere göre konuşan kurandır. O Peygamberin deyimiyle “İlmin kapısı” sayılmaktadır. Olması gereken ilk halifedir ve bütün İslam dünyası için Alevilere göre, rol modeldir. Kırklar Cem’i’nde hak meydanında durandır. Peygamberin nişanesini verdiği aslandır. Hz. Peygamberin vasisi, halifesi ve soyunun yani Ehl-i Beyt’in devamını sağlayan mübarek kişidir. Hz. Ali’nin adaleti Alevilere göre evrensel bir yapıya sahiptir. Bakınız Nehc’ül Belaga’da Hz. Ali’nin Mısır valisine verdiği tavsiye ve emirin bir bölümü aynen şöyledir:

“Kendine temiz işleri zahire edin, en fazla sevdiğin azık, sence bu olsun. Heva ve hevesine hakim ol, sana helal olmayan şeyleri yapma; nefsini bunlara meylettirme; nefsini kötülükten alıkoymak, sevdiğin, yahut nefret ettiğin şeylerde ona hakim olmak, ona insafla muamelede bulunmaktır. Halka merhametli muameleyi kendine adet et; onları sevmeyi, onlara lütfetmeyi, huy edin. Onlara karşı yiyeceklerini, içeceklerini ganimet bilen yırtıcı bir canavar kesilme.

 

Çünkü halk iki sınıftır: Bir kısmı dinde kardeştir sana, bir kısmı yaratılışta eştir sana. Onlar sürçebilirler, kusur ederler; bilerek yahut yanılarak ellerinden bazı şeyler çıkabilir. Senin yaptıklarını Allah’ın bağışlamasını nasıl seviyor, istiyorsan sen de onları bağışla; kusurlardan geç. Çünkü senin mevkin onlardan üstün… Halkın kusurlarını bağışlayınca nedamete düşme; onlara ceza verince de sevinme; seni yoldan çıkaracak öfkeye kapılıp ceza vermekte tez davranma… İnsanların ayıplarını görüp gözeten, onları açıp söyleyen kişiler sana uzak olsun. Onları kendilerine yaklaştırma. Çünkü insanlarda ayıp olabilir… Ayıpları elinden geldikçe ört… Halka karşı duyduğun kini bırak, her suça ceza vermeye kalkışma…”[20]

Görüldüğü gibi Hz. Ali bu konuşmasında, halka bir yöneticinin nasıl davranması gerektiğini açık bir şekilde beyan etmektedir. Günümüzde insana gösterilmesi gereken sevgi ve saygıya Hümanizm denilmektedir. Alevilik ise insana duyulması gereken sevgiyi ve saygıyı başından beri ifade etmektedir. Böyle bir konuşmayı yapan bir insan, aradan yüzyıllarda geçse, elbette ki insanların gönlünde taht kuracaktır. Alevilerin gönlünde taht kurmuş diğer bir imam ise Hz. Hüseyin’dir. Bir Alevi için haksızlığa karşı durmanın sembolü, imam Hüseyin’in, Yezid’e karşı vermiş olduğu mücadeledir. İmam Hüseyin ölümü göze almış, her şeyden vazgeçmiş, adeta hak için kendini kurban etmiştir. İnandığı yol uğruna en ufak bir taviz vermemiştir. Kerbela’da yaşanan facia ve İmam Hüseyin’in dik duruşu, onu ölümsüzleştirmiştir. Bir Alevi’ye göre Kerbela, hak ile batılın savaşıdır. Bundan dolayı imam Hüseyin’e duyulan sevgi, saygı, hürmet ve bağlılığın tarifi kelimelerle ifade edilemez düzeydedir. Onun için Aleviler yılın belli bir döneminde yas çekerler. İmam Hüseyin’i daha sonra Matem ve Kerbela bölümünde ayrıntılı ele alacağız. Alevilerin nazarlarında büyük değeri olan diğer bir başka imam ise Cafer-i Sadık’tır. Alevilerin inançlarını “Yol” daha doğrusu Allah- Muhammed – Ali yolu olarak, tanımladıklarını daha öncede belirtmiştik. Buna rağmen zaman zaman kendilerine Caferiyiz de dedikleri olur ve bu duruma bazı şiirlerinde rastlamak mümkündür. İmam Cafer-i Sadık bir mezhep kurucusu olmamasına rağmen, çoğu Ehl-i Beyt taraftarı inanç grubu, kendini ona bağlı sayar ve ille de bir mezhep söylenecekse de “Caferi mezhebindeniz” demektedirler. Bunun en önemli sebebi ise imam Cafer-i Sadık’ın kendi çağında emsalsiz bir bilgiye ve ahlaka sahip oluşudur. Kendi çağında birçok insanı eğitmiş, toplumu aydınlatmış ve her şeyden önce Alevilere göre Hak-Muhammed-Ali yolunun çerçevesini çizmiştir. Alevilerin Kuran-ı Kerim‘den sonra benimsedikleri ikinci kaynak kitap olan “Buyruk” İmam Cafer-i Sadık’ın sözlerinden oluşmaktadır. Aleviler bunu böyle kabul ederler ve bu onlar için değişmez bir gerçeklik ifade eder. Yolun birçok kuralını, uygulamalarını ve unsurlarını, Alevilere göre, İmam Cafer-i Sadık belirlemiştir. Bu açıdan imam Cafer-i Sadık çok önemli bir konuma sahiptir.

[1] M. Tevfik Oytan, Bektaşiliğin İçyüzü, s.302

[2] A. Celalettin Ulusoy. Hünkar Hacı Bektaş Veli ve Alevi Bektaşi Yolu, 1980, Hacıbektaş, s.157-159

[3] A.g.e. , s.160

[4] A.g.e. , s.161

[5] A.g.e. , s.168,170

[6] A.g.e. , s.171-172

[7] A.g.e. , s.173-174

[8] A.g.e. , s.176

[9] A.g.e. , s.178

[10] A.g.e. , s.179

[11] A.g.e. , s.180

[12] A.g.e. , s.182

[13] A.g.e. , s.182

[14] Asım Bezirci, Pir Sultan, s.151

[15] A.g.e. , s.153-154

[16] İsmail Özmen, Alevi-Bektaşi Şiirleri Antolojisi, 1995, s.156

[17] A.g.e. , s.158

[18] A.g.e. , s.328

[19] A.g.e. , s.458

[20] Nehc´ül Belaga, (Hazırlayan: Abdülbaki Gölpınarlı), Der Yayınları, İstanbul, s.369-371

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s